Hakkında Hugo
Martin Scorsese'nin yönetmen koltuğunda oturduğu 2011 yapımı 'Hugo', izleyiciyi 1930'ların Paris'indeki büyülü bir tren istasyonuna götürüyor. Film, duvarlar arasında yaşayan yetim bir çocuk olan Hugo Cabret'in (Asa Butterfield) hikayesini anlatıyor. Babasının (Jude Law) kendisine bıraktığı hasarlı bir otomatı tamir etme çabası, Hugo'yu istasyondaki gizemli bir oyuncakçı (Ben Kingsley) ve onun manevi kızı Isabelle (Chloë Grace Moretz) ile kesişen yollara sürüklüyor.
'Hugo', sadece bir macera filmi değil, aynı zamanda sinemanın büyüsüne ve yitip gitmekte olan hikayelere duyulan özlemin dokunaklı bir anlatımı. Scorsese, 3D teknolojisini bir araç olarak değil, anlatının ayrılmaz bir parçası haline getirerek izleyiciyi adeta bir rüya alemine davet ediyor. Oyuncu performansları oldukça dikkat çekici; özellikle Asa Butterfield'ın masumiyet ve kararlılık dolu bakışları ile Ben Kingsley'nin derin ve hüzünlü portresi, filmin duygusal çekirdeğini oluşturuyor.
Film, görsel zenginliği ve sanat yönetimiyle de öne çıkıyor. Tren istasyonunun ayrıntılı tasarımı, buharın ve mekaniğin şiirsel dansı, 'Hugo'yu bir görsel şölene dönüştürüyor. John Logan'ın Brian Selznick'in çok satan romanı 'The Invention of Hugo Cabret'ten uyarladığı senaryo, gizem, macera ve tarihi gerçekliği ustalıkla harmanlıyor. Sinemanın ilk dönemlerine yapılan saygı duruşu niteliğindeki sahneler, film severler için unutulmaz anlar yaratıyor.
'Hugo', her yaştan izleyiciye hitap eden, ailecek izlenebilecek nadir yapımlardan. Sadece sürükleyici hikayesi için değil, sinema sanatına duyduğu sevgi ve saygıyı aktarış biçimiyle de mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıt. Gizem dolu macerası, sıcak karakterleri ve nefes kesen görselliği ile 'Hugo', ekran başına kilitleyecek türden bir film deneyimi sunuyor.
'Hugo', sadece bir macera filmi değil, aynı zamanda sinemanın büyüsüne ve yitip gitmekte olan hikayelere duyulan özlemin dokunaklı bir anlatımı. Scorsese, 3D teknolojisini bir araç olarak değil, anlatının ayrılmaz bir parçası haline getirerek izleyiciyi adeta bir rüya alemine davet ediyor. Oyuncu performansları oldukça dikkat çekici; özellikle Asa Butterfield'ın masumiyet ve kararlılık dolu bakışları ile Ben Kingsley'nin derin ve hüzünlü portresi, filmin duygusal çekirdeğini oluşturuyor.
Film, görsel zenginliği ve sanat yönetimiyle de öne çıkıyor. Tren istasyonunun ayrıntılı tasarımı, buharın ve mekaniğin şiirsel dansı, 'Hugo'yu bir görsel şölene dönüştürüyor. John Logan'ın Brian Selznick'in çok satan romanı 'The Invention of Hugo Cabret'ten uyarladığı senaryo, gizem, macera ve tarihi gerçekliği ustalıkla harmanlıyor. Sinemanın ilk dönemlerine yapılan saygı duruşu niteliğindeki sahneler, film severler için unutulmaz anlar yaratıyor.
'Hugo', her yaştan izleyiciye hitap eden, ailecek izlenebilecek nadir yapımlardan. Sadece sürükleyici hikayesi için değil, sinema sanatına duyduğu sevgi ve saygıyı aktarış biçimiyle de mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıt. Gizem dolu macerası, sıcak karakterleri ve nefes kesen görselliği ile 'Hugo', ekran başına kilitleyecek türden bir film deneyimi sunuyor.


















